BUGÜN: 17 Aralık 2014 Çarşamba

Necip Memili Kimdir Nereli Biyografi

     

Wikipediaturk.com Başarılı bir okadar güzel bir o kadar eğlenceli bütün ürünleri sizler için bir araya getirerek hazırlamış olduğumuz Wikipediaturk ile bütün vikipedik ürünleri en güzel en içten en tasarımsal harika bir biçimde sizlere sunuyoruz. Sizin beğenmeniz amacıyla hazırladığımız bu konularımız sizlerle...

Necip Memili Kimdir Nereli Biyografi

Necip Memili Kimdir Nereli Biyografi

Dila hanım dizisinden tanıdığımız Necip Memili Nereli? Necip Memili vikipedi, kaç yaşında, boyu kaç? İşte hakkında bilmek ve öğrenmek istedikleriniz…

Dila Hanım dizisindeki başarılı performansı ile 4. Antalya Televizyon Ödüllerinde En iyi Dram Dizisi Yardımcı Erkek Oyunculuğu ödülünü kazanan Necip Memili, 27 Mayıs 1980 yılında Edirne’de dünyaya geldi. Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Oyunculuk Bölümü mezunudur.

Doğum Tarihi 27 Mayıs 1980
Eğitim Durumu Çukurova Üniversitesi Tiyatro

Necip Memili Oynadığı Diziler Ve Filmler

2010-Nene Hatun

2010 -Kukuriku Kadın Krallığı

2009 – Hanımın Çiftliği :Ramazan Zaloğlu

2008 – Gece Gündüz : Nuri

2008 – Pars Narkoterör

2007 – Yaralı Yürek

2007 – Aşk Yeniden

2007 – Pusat

2007 – Hakkını Helal Et

2007 – Tatlı İntikam

2006 – Arka Sokaklar

2006 – Yaprak Dökümü : Tutuklu

2006 – Selena : Deli

2006 – Köprü

2005 – Beşinci Boyut : Ali

2005 – Seher Vakti

Necip Memili’nin Hayatını Anlatan Röportaj

‘ZALOĞLU’ FARKLI BİR KARAKTER
“Ramazan, bir futbol maçında oynayan Haci, gibi”
Necip Memili, “Hanımın Çifliği” dizisinin önceleri sevilmeyen ve hiçbir işe yaramayan zayıf karakteri “Zaloğlu Ramazan” olarak çıktı karşımıza. Ama daha sonra başarılı oyunculuğu sayesinde “Zaloğlu Ramzan”ı bambaşka bir konuma taşıdı. Tabi bu durumda senaristlerinde rolünü göz ardı etmiyorum. Ama bir karakteri bambaşka kişiliklerde sevdirmek ve bu değişimi hissettirmeden, göze batmadan seyirciye aktarmak her baba yiğidin harcı değil. Yaklaşık 1.5 yıl boyunca Necip Memili, tabiri caizse bambaşka kıyafetler giydi ama hiç biri üzerinde emanetmiş gibi durmadı. O başarılı oyunculuğu, sempatik mimikleri ve kusursuz Adana şivesiyle, Orhan Kemalin, alemci, işe yaramaz ve yitip giden karakterini izleyicinin gözünde yüceltmeyi başaran, dikkate alınması gerek iyi bir oyuncu.

-Necip Memili, kimdir? Biraz kendinizden bahseder misiniz?
Adana doğumluyum. Yaklaşık 4 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Benim çok enteresan bir hayatım var. Lise bittikten sonra fabrikada çalışmaya başladım. Babam kaynakçı ustası bende öyleyimdir. Fabrikada makine montaj bölümünde işe başladım. Ondan sonra Seyhan Tiyatro Topluluğuna dahil olarak oyunculuğu öğrenmeye işin mutfağından başladım. 3 yıl boyunca bu toplulukta oyunlarda oynadım. Sonra 2003 yılında Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuarı Oyunculuk Bölümünü kazandım. Benim için biraz geç olmuştu ama şartlar böyle olmasını gerektirdi. Okul bittikten sonra 2007 yılında da şimdiki rol arkadaşım Caner Cindoruk dahil olmak üzere 4 arkadaş İstanbul’a geldik ve burada küçük bir ev tuttuk. Bölümlük işlerde yer aldım, dublaj yaptım. Hala daha dublaj yapıyorum. Para kazanmaya ve biraz biriktirmeye başlayınca daha iyi bir eve taşındık. Sonra “Yaprak Dökümü” dizisi başladı. Ben orda Şevket’in hapishane arkadaşı “Katır” lakaplı bir adamı canlandırdım.

-“Hanımın Çiftliği” dizisindeki maceranız nasıl başladı?
Gold Film, “Hanımın Çiftliği” dizisinin çekimlerine başlayacaktı. Bende o zaman bıyıklarımı uzatmıştım. Beni gördüklerinde, “Bize böyle bir adam, lazım” dediler ve “Zaloğlu” adlı karakteri oynamamı istediler. Bende, “Seve seve” dedim ve bu dizideki maceram böyle başladı. Adanalı bir yazarın öyküsünde Adanalı bir karakteri canlandırmak ve böyle bir dönem işinde yer almak beni çok mutlu ediyor.

-Dizide “Zaloğlu” gibi farklı bir karakteri canlandırmak sizi zorladı mı?
Kesinlikle evet ama ben Faruk Turgut ve ilk yönetmenimiz olan Faruk Teber’e çok şey borçluyum. Çünkü “Zaloğlu Ramazan” aslında 1.65 boylarında ve 50 kilo bir adam ben ise 1.86 boyunda 76 kilo bir adamım. Bana ilk teklif geldiğinde Ramazan’ın nasıl bir adam olduğunu bildiğim için ben görünüş olarak uymadığımı söyledim. Ancak bıyıklarımı beğendiklerini söylediler. Bende, “Bu iş bıyıkla olmuyor” dedim. Sonra Faruk Teber’le görüştüm. Beni ilk gördüğünde, “Çok uzun boylusun” dedi. Bende, “ Bunu söyledim ama kimse umursamadı” dedim. Sonra biraz eğilir, biraz bükülürsün dediler. Deneme çekimi istediler. Bu sayede Adana şivesini çok güzel konuştuğumu da gördüler. İşin ilginç yanı ben Adana’da doğdum hem de taşrasında büyüdüm ama hiç böyle konuşmadım. Çevremdekiler ve arkadaşlarım böyle konuşurlardı ama ben her zaman bu kadar çok iyi olmasa da Adana şivesiyle konuşmadım. Deneme çekiminden sonra cd ellerine ulaştığı gibi beni aradılar ve hemen çağırdılar. Oraya gittiğimde her şeyimle bu role çok uygun olduğumu ve çok beğendiklerini söylediler. Bende tabi ki çok mutlu oldum ve böylece “Zaloğlu Ramazan” karakterini büyük bir zevkle canlandırmaya başladım.

-Özellikle son yıllarda dönem dizileri ve romanlardan uyarlamalar daha çok ilgi görüyor. Sizce bunun sebebi nedir?
Dönem dizilerini büyük zevkle izliyorum. Avrupa’da çok başarılı senaryolar yazılıp, diziler çekiliyor ve büyük ilgi görüyor. Bizim ülkemizde ise özgün senaryolar çok fazla ilgi görmüyor. Ama bir dönemi anlattığınız zaman, o diziyi genç yaştaki arkadaşlar etkilendikleri için o döneme ait insanlarda kendi dönemini anlattığı için merak ediyor ve izlemeye başlıyor. Bu yüzden Türkiye’de yapılan dönem işlerine hayranım. Özellikle son yıllarda çekilen çok güzel dönem dizileri var ve her hafta yeni bölümleri insanlar tarafından merakla bekleniyor. Böyle bir dönem filminde oynamak benim için büyük bir şans ve ben bu şansı iyi kullandığıma inanıyorum. Ayrıca bizim ülkemizde çok fazla kitap okunmuyor ve bu yüzdende çok fazla insanın bu yanı eksik. Romanların diziye uyarlanmasıyla birlikte ise bu insanlar önemli yazarlarımızı ve romanlarını tanıyor. Kısacası çekilen dizilerle insanlara okumadıkları romanları okutuyor ve tanımadıkları yazarları tanıtıyoruz. Biz “Hanımın Çiftliği” dizisini çektiğimizde ilk yıl kitapta yok satmış. Bu bizim için büyük bir başarı ve mutluluk. Diziyi izletmenin dışında edebiyata ve insanların kültürel yönlerine de katkıda bulunuyoruz.

-“Zaloğlu” dizinin başından bu yana çok farklı kişiliklere büründü. Bu durum sizin bazı zamanlarda adapte olamamanıza sebep oldu mu?
Ben diziye kötü bir adam olarak başladım. Beni sevmeyen birine bağladım ve o kişi tarafından terk edilerek acınası bir adam oldum. Tek başına kalmış, yıkılmış bir adamı oynadım. Daha sonra insanlar tarafından sevilen, çocuklarla iyi vakit geçiren, herkese yardım eden, eli, gönlü açık bir adam oldum. Yeri geldi çok sinirli bir adam da oldum. Kısacası sizinde ifade ettiğiniz gibi çok fazla kişiliğe büründüm. Ben bu açıdan çok şanslı görüyorum kendimi. Çünkü ben yaklaşık 1.5 yıl süren bir dizide bir oyuncunun oynaması gerek bütün karakterleri oynadım. Bu durum birazda 4 kez yönetmenin değişmesinden dolayı gerçekleşti. Çünkü her gelen yönetmenin isteği farklıydı ve bende bu isteklere göre hareket ettim. Oynadığım her karakteri de zevkle oynadım ve hiç zorluk çekmedim.

-“Ramazan” karakteriyle benzer özellikleriniz var mı?
Tabi ki var. Zaten ben giyindiğim zaman Ramazan’ım. Çekimlerde de Ramazan gibi giyinip Necip gibi davranıyorum. Kendi tepkilerimi Ramazan’a yüklüyorum. Çünkü birebir olmasa da çok fazla benzer yanlarımız var. Ben duygusal bir adamım. Ramazan’da öyle çünkü biraz da bu özelliği ben yüklüyorum ona. Ani çıkışları olan biri Ramazan ve bende öyleyim aynı zamanda da çok dik kafalıyım. Bildiğini okuyan ve sürecinde de hep yanılan biriyim.

-Romanı okuyan herkes bilir ki “Zaloğlu Ramazan” romanın bir yerinde yitip giden bir karakter ama siz bu karakteri dizide çok fazla ön plana çıkardınız ve izleyiciler tarafından sevilmesini sağladınız. Bu çok doğru bir tespit. Çünkü romanı okuduğunuz zaman orda anlatılan “Zaloğlu” nun elle tutulur, gözle görülür, kayda değer hiçbir yanı yok. İçkici, alemci ve romanın bir yerinden sonra yitip giden bir karakterdi. Ama bu karakteri bir sürece yaydığımızda içinden neler çıkacak bir görelim dediler ve bende bana verilen her rolü elimden geldiğince ve kendimden de bir şeyler katarak oynamaya çalıştım. Bana göre Ramazan, bir futbol maçında oynayan oyuncu Haci, gibi. Ramazan’ı nerde kullanmak isterseniz orada kullanabilirsiniz.

-Sette diğer oyuncularla olan ilişkileriniz nasıl?
Set içerisinde ilişkilerimiz çok iyi. Ama çok kalabalık bir oyuncu kadrosuna sahip olduğumuz için her zaman bir araya gelemiyoruz. Çünkü çekim günlerimiz ve saatlerimiz farklı oluyor. Özellikle “Kabak Hafız”ı canlandıran Ali ağabeyle aramız çok iyi. “Kemal”i oynayan Caner Cindoruk, zaten benim çocukluk arkadaşım. Ama Caner’le çok sık görüşemiyoruz. Çünkü onun çekimleri çok yoğun olduğundan o daha fazla sette ben ise dışarıda vakit geçiyorum. Ali ağabeyle ise çok fazla vakit geçiriyoruz ve bu sayede ondan çok şey öğreniyorum. Ali ağabey, ödülleri olan önemli bir sanatçı. Aynı zamanda seslendirme ustası. Onun sayesinde diksiyonumu daha çok düzelttim. O kadar çok Adana şivesiyle konuşuyorum ki bazen çekimlerin dışında da farkında olmadan şiveli konuşmaya devam ediyorum.

-İzleyiciler tarafından da özellikle ikinizin olduğu sahneler ve kurduğunuz diyaloglar çok sevilerek ve beğenilerek izleniyor.
Senaristlerimden özür dileyerek bunu söylüyorum ama biz zaten yazılanların birebir aynısını söylemiyoruz. Bunu beceremeyen insanlardanız. Çünkü ben tiyatro eğitimimi aldıktan sonra şunu anladım ki ben Tülüat Tiyatrosunda (doğaçlama) yer almayı, tülüat yapmayı çok seviyorum. Komedide bunu yapmak çok daha keyifli oluyor ama dramda da bunu yapabildiğimi gördüm. Ben birçok duygusal sahnede repliğin birebir aynısını söyleyen bir adam olmadım. Bu yüzden de sağ olsunlar kimse bana hiç bir şey demedi ve senaristlerimizden de hiç uyarı almadım. Özellikle ilk senaristimiz Zülküf ağabey bu durumdan hiç şikayetçi değildi. Bir gün kendisini aradım ve doğaçlama yaptığım için özür diledim. Buna karşılık Zülküf ağabey, “Ne halin varsa gör. Ben çok eğleniyorum” dedi. Zaten doğaçlama yaparken de cümleyi tamamıyla değiştirmiyorum. Sadece o cümleyi bende olan karşılığıyla aktarıyorum.

-Dizi dışında tiyatroyla da ilgileniyor musunuz?
Tabi ki tiyatroyla ilgileniyorum. Geçen yıl Caner Cindoruk’la birlikte “Uçurtmanın Kuyruğu” aldı oyunda oynadım. Bu yılda diziden iki arkadaşımız, Caner ve ben “Titanık Orkestrası” adlı oyunda oymaya başladık. Ama 2 ay kadar ara verdik. Çünkü tiyatro üzerine kuma istemeyen bir iş. Ben bunu her zaman söylüyorum. Tiyatroyla ilgileniyorsanız başka bir iş yapmanız biraz zor. Bir arada yürütmek istiyorsanız da çok iyi bir denge kurmak zorundasınız. Biz dördümüzde aynı dizide oynadığımız ve çekimlerimizin yoğunluğundan dolayı bu dengeyi çok iyi kuramadık. Bu nedenle de biraz ara vermeye karar verdik.

-Sizi tiyatro sahnesinde olmak mı yoksa renkli camın sihirli dünyasında olmak mı daha çok mutlu ediyor?
Tiyatro sahnesinde daha rahatım. O sahnede hissettiğim, değişilmez bir duygu. Tiyatro sahnesinde her şeyden uzaklaşıyorum ve kafamda hiçbir şey olmuyor. Benim için o an yapmam ve anlatmam gereken şey hayatımdaki bütün her şeyden daha önemli. Dizi ise para kazanmam için yaptığım güzel bir şey. Tiyatro yapabilmek, eve gidebilmek ve ihtiyaçlarımı karşılayama bilmek için para kazanmam gerek. Bunun içinde bir oyuncu olarak yapmam gereken şey bir dizide oynamak. Çünkü oyuncuların en rahat para kazandığı yer dizi sektörü. Dizide de oynamak çok keyifli ve güzel ama dizide yaptığın hatanın telafisi var. En ufak bir hatada aynı sahneyi tekrar çekebilirsiniz. Ama tiyatro er meydanıdır. Kendinizi kulis kapısından sahneye attığınız zaman yalnızsınızdır ve orda yapılan hatanın telafisi yoktur. Bu yüzden de dizide oynayan herkes tiyatroda oynayamaz.

-Dizide para kazanmak için oynuyorum dediniz. Peki, sinema sizin için neyi ifade ediyor?
Sinema bir musluğa adınızın yazılması gibi bir şey. Bir oyuncu olarak kalıcı bir şeyler bırakmak istiyorsanız sinemada oynamanız şart. Benim elimden geldiği kadar seçim yapmadığım bir yerdir sinema. Bana göre sinemanın iyisi kötüsü olmaz. Sinema, yapılması ve izlenmesi gereken bir şeydir.

-Türk Sinemasının bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Eminim ki benim gibi düşünen çok insan yoktur. Ama ben Türk Sinemasının bugünkü konumunu çok iyi buluyorum. Çünkü ne kadar çok üretirseniz, o kadar çok yanlışları görür ve her seferinde gördüğünüz yanlışları düzeltme olanağı bulursunuz. Bu da sinemada iyiye doğru ilerlememize neden olur. Türk sineması dediğimizde içerisine Avrupa’yı katmamamız gerek. Çünkü yaşadığımız coğrafyadaki insanın kültürünü, bakış açısını, yaşadıkları kaosu, yaşadıkları siyasi ve politik durumlarını anlatan bir tür, sinema. Ben böyle düşünüyorum. Kendi memleketimin insanlarını en iyi Türk sineması anlatıyor. İyisini kötüsünü ayırt etmeden gidip izlediğim birçok sinema filmi var.

-Bu son dönemde vizyona giren filmlerden izlediğiniz var mı?
Av Mevsimi, Vay Arkadaş Vay ve Çakal’ı izledim ve hepsini çok beğendim. Hepsinin hataları, yanlışları ve beğenmedim yönleri var ama Türk sineması adına harcanmış bir emekte var. En azından film çekiyorlar. Hepsinin ellerine, emeklerine sağlık.

-“New York’ta Beş Minare” filmini izlediniz mi?
Hayır, izlemedim.

-Mahsun Kırmızıgül’ün sinemadaki başarısını birçok kişi desteklerken, bazıları da hiç görmemezlikten geliyor. Siz, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
Ben bu konuyu arkadaşlarımla da sürekli konuşup, tartışıyorum. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. Bana göre Mahsun Kırmızıgül, çok önemli biri. Sanatla uğraşıyor. Şarkı söylerken bir gün birden sinema filmi çekmeye karar veriyor ve “Beyaz Melek” adlı filmi çekiyor. Filmde de çok önemli üstatları oynatıyor. Ne olursa olsun tüm cesaretiyle istediği bir şeyi yapıyor. Daha sonra “Güneşi Gördüm” adlı filmi çekiyor. Güneydoğu’yu, oradaki insanları ve yaşananları anlatıyor. Ve son olarak ta “New York’ta Beş Minare” filmini çekiyor. Bu filmin çekiminde 12 milyon dolar harcıyor, çok önemli isimleri oynatıyor ve New York’ta çekiyor. Bu benim için çok büyük bir başarıdır. En kısa zamanda da izlemek istiyorum. Kim ne derse desin bugün Mahsun Kırmızıgül’ün bir filminde bir karede görünmek isteyen birçok kişi vardır. Her şey iyi başlamak zorunda değildir ama giderek en iyiyi yapmak mümkündür.

-Sinemayla ilgili projeleriniz var mı?
“Kukuriku – Kadın Krallığı” adlı sinema filminde oynadım. Matla film tarafından Bahattin Doğan yapımcılığında çekildi. Filmin yönetmeniyse Rusya’da eğitim alan Serkan Ok. Serkan ağabeyin ilk filmi ama çok başarılı ve genç bir yönetmen. “Nefes” filminin görüntü yönetmeni Vedat Özdemir ise görüntü yönetmenliğini yaptı. Aynı zamanda Levent Ürgen, Ayşen Gruda, Ceren Soylu ve Serap Aksoy gibi iyi oyunculardan oluşan çok güzel bir oyuncu kadrosu var. Filmi Bolu Göynek’te çektik. Sonra Adana’da kurmuş olduğumuz Akdeniz Sinema Kolektifi Derneğinin 4. filmi olan “Lüks Otel” adlı filmde oynadım. Bu filmde festivallerde gösterilecek. Kışın ise kısmet olursa güzel bir komedi filminde oynayacağım.

-Halk tarafından tanınmak, meşhur olmak hayatınızda neleri değiştirdi?
Meşhur olmak, insanlar tarafından tanınmak hayatımızda bir takım kısıtlamalara neden oluyor ama bu durum benim hayatımda bir şey değiştirmedi. Hayatımın her evresindeki gibi neysem o’yum. Fakat ben ikizler burcuyum ve çok çabuk değişebilen bir adamım. Mesela çok kötü bir anımda güler yüzle gelen bir insana gülmek istemiyorum o an ve bu da insanlar tarafından tepki almama neden oluyor. Ama bütün herkes kabul etmelidir ki oyuncuda bir insan. Bizimde mutsuz ve sıkıntılı anlarımız oluyor. Ama insanların bize olan ilgisi Adana’da çok ayyuka çıkmış durumda. Adana’da gelip sırtıma vurup, “Ne haber lan Ramazan” diyorlar ya da yolda yürürken arkamdan “Ramazan” diye bağırıyorlar. Böyle yakın durumumuz var orda ama benim için güzel ve keyifli bir durum. Çünkü sıcak insanlar ve bizi çevrelerindeki kişilerden ayırt etmiyorlar. Tamamıyla bize olan sevgilerinden dolayı böyle davranıyorlar.

-Sevgiliniz var mı?
Evet çok güzel giden bir birlikteliğim var.

-Sevgilinizde oyuncu mu?
Evet. O da çok iyi bir oyuncu. Kendisi “Bitmeyen Şarkı” dizisinde oynuyor.

-İkinizde aynı sektörde olmanıza rağmen sorunlar yaşıyor musunuz?
Yaşadığımız çok büyük bir problem olmadı. Öyle bir şey olsa kapıyı kapatıp giderim zaten. Böyle konularda biraz fütursuz bir adamım. Bizim tek sıkıntımız onun oynadığı dizi İzmir’de çekiliyor. Bende Adana’dayım ve çok fazla görüşemiyoruz. Ayrı zamanlarda İstanbul’a geliyoruz bazen de 1 gün görüşebiliyoruz. O günde ya kavga ediyoruz ya da güzel geçiyor. İşimi çok sevdiğim için işim konusunda diktatör bir adamım. Bu nedenle de karşımda kim olursa olsun kırabiliyorum. Ama biz bu olayı aşmış durumdayız artık. Nerde durmamız gerektiğini biliyoruz.

MAGAZİNN DERGİSİ OCAK SAYISI

Necip Memili Hakkında ki düşüncelerinizi ve fikirlerinizi mesaj bölümünden mutlaka paylaşın!

Google Arama Kelimeleri:

BENZER YAZILAR

  • kadın erkek eşitliği

    islamda kadın erkek eşitliği hk.

    Pek çok Hadis-i Şerif’te İslam da kadın-erkek eşitliğinden bahsedilmektedir. Kadın ve erkek, bu yön de tabii ki eşittir. Allah, kadın ve erkeği

  • sonbaharda-gidilecek-en-guzel-yerler

    Sonbaharda Gidilecek En Güzel Yerler?

    KARAGÖL İZMİR İzmir’in Yamanlar Dağı’nda bulunan Karagöl, İzmirliler tarafından bile fazla bilinmiyor. Her mevsim muhteşem görüntülerin

  • uluslarin-yeniden-dogusu

    Ulusların Yeniden Doğuşu

    Glasnost’un (açıklık) getirdiği çözülmeden yararlanan Baltık ülkeleri 1986 yılından itibaren önce çektikleri acıları dile getiren gösteriler

  • uluslarin-yeniden-dogusu

    Kıta Devletler ve Mikro Devletler

    Altı dev devletin (Rusya, Kanada, Çin, ABD, Brezilya, Avustralya) her birinin yüzölçümü 7 500 000 km2’yi aşar. Bu ülkeler, deniz düzeyi üzerindeki

  • sanat-muzeleri-hakkinda-ansiklopedik-bilgi

    Sanat Müzeleri Hakkında Ansiklopedik Bilgi

    SANAT MÜZELERİ Müzeler statülerine göre iki kategoriye ayrılır: doğrudan doğruya merkezi veya yerel makamlar tarafından yönetilen devlet müzeleri; bir

YORUMLAR

  • murat
    4 Ağustos 2014 Pazartesi, 18:56

    azer barazoğlu candır bitlis seninle :)

  • fatoş
    13 Mayıs 2014 Salı, 11:45

    adanalı olmanızdan dolayı sizinle gururlanıyorum.

  • Kullanıcı Adı
    4 Mayıs 2014 Pazar, 16:04

    Benim bildigim tek şey var oda bu adami hayla hayranlık duymam azer
    Azer beni öldürdün lan sen

  • Kullanıcı Adı
    25 Nisan 2014 Cuma, 20:39

    Çok iyi bir oyuncu…rolünün hakkını fazlasıyla veriyor

  • figenkantoglu@yahoo.com
    16 Nisan 2014 Çarşamba, 09:46

    çok yetenekli.oynadığı dizileri mutlaka izlerim .olağanüstü bir yetenek.oynamıyor adeta yaşıyor.

  • Kullanıcı Adı
    4 Nisan 2014 Cuma, 09:33

    Ben seni çok seviyorum . Benim favorimsin. Dila hanımı sırf xenin için izliyorum. Senin karakterine bayılıyorum. Ayyy canım benim. Çok yakışıklısı fatmaya kurban olduğum deyişin varya beni bitiriyo :-)

    • hayal dünyasından saygılar
      4 Nisan 2014 Cuma, 09:36

      Ayyyhhh o da benimm aşkımmm bende byılıyorum ona :-) :-) seni seviommm azeeerrrrrr

  • ayse
    5 Mart 2014 Çarşamba, 23:03

    Sana bayiliyorum .yuruyusun halin tavrin sesin biyiklarin super .
    Ozellikle soylemek istiyorum takim bir insana bu kadar yakisir .
    Dilayi senin icin izliyorum keske bastan sona seni gosterse.
    Hastayim sanaAzeeeer

  • hurşide taçoğlu
    7 Şubat 2014 Cuma, 22:42

    Necip Memili tanıdığım en yetenekli sanatçılardan

  • AyhnKLC
    30 Ocak 2014 Perşembe, 19:49

    Necip abi diyicem çünkü;
    Dila hanım dizisinde canlandırdığı azer karekterine bayılıyorum kendısını çok sevıyorum karekteri kendime çok benzetiyorum.Dizide deli hareketleri ve çılğın bir aşık olarak yaptığı her hareket beni benden alıyor.Kendisine başarılar diliyorum,ve çok sevdiğimi bir kez daha belirtmek istiyorum.

    • Kullanıcı Adı
      17 Mart 2014 Pazartesi, 10:46

      evet ya aşıkım o .benim

  • birgül
    6 Ocak 2014 Pazartesi, 12:50

    Birgül dila hanım dizisini çok seviyorum necip abiyi çok kkkkkkkk seviyorum

  • semih
    20 Aralık 2013 Cuma, 23:52

    Ben sizin hayranızım dila hanım daki azer rolünüzü çok iyi oynuyosunuz Tebrikler

  • dilan
    1 Aralık 2013 Pazar, 13:47

    e evet dogru

  • toros
    9 Kasım 2013 Cumartesi, 13:30

    Ya birader anlayamadım. Adam Edirne’de dünya’ya geldi yazmışsınız! Doğum yeri Adana! Bu nasıl oluyor!

  • YORUM GÖNDER

    Facebook İle Yorum Yap

    Comments

    Haberler’de Ara
    a
    Yandex.Metrica