Vikipedi

Galaksiler Hakkında Bilgi

Sponsorlu bağlantılar
Sponsorlu bağlantılar

Galaksiler

Galaksi veya gök ada kavramının kökeninde de, yine Herschel veya bizim galaksimiz olan Samanyolu söz konusu olduğuna göre, daha çok Galilei vardır. Galilei’nin milyonlarca yıldızdan oluştuğunu belirlediği Samanyolu, Herschel’de yıldızların uzayda rastgele bir şekilde dağılmış olmadıkları, ama mercek biçiminde bir yığın oluşturdukları fikrini uyandırdı. Bu kümenin içinde yer aldığımızdan, bunun ancak dairesel bir şeridini, silindirik bir «dilimini gözlemleyebiliyorduk; bu şerit Samanyolu’ydu.

Galaksiler Hakkında Bilgi

Samanyolu’nu çevreleyen küresel kümeleri de Herschel buldu; bu kümeler, gök adanın boyutlarıyla ilgili olarak yapılan tahminlerde büyük bir rol oynamıştır, çünkü bunların, Samanyolu’yla eşmerkezli bir küre içinde dağılmış olduklarını varsaymak akla uygundur; bu durumda galaksinin merkezî bölgeleri gaz bulutlarıyla bizden gizlenmiş olsa da, bu kürenin merkezinin konumu belirlenebilir.

Astronomi ancak 1920’ye doğru Samanyolu’nun gerçek anlamda ötesine uzandı. Söz konusu dönemlerde «bilinen» Evren, Samanyolu galaksisi ve bunun küresel kümelerinden başka, yalnız iki Macellan Bulutu’ndan, yani yaklaşık 180 000 ışık yılı uzaklıkta yer alan, birkaç milyar yıldızdan oluşmuş kümelerden oluşuyordu. Yine de uzun süreden beri gökyüzünde bazıları sarmal bir yapı gösteren, çoğu oval küçük bulanık lekeler saptanıyordu. Acaba, daha XVIII. yy’da Alman felsefeci Immanuel Kant tarafından hayal edilen «Evren adaları»nı somutlaştıracak başka galaksiler söz konusu olabilir miydi?

1924’te Wilson Dağı’nda (Kaliforniya) 2,50 m çapındaki teleskop hizmete girdi ve hemen ardından Edwin Powell Hubble’ın, bu bulanık lekelerin en belirgini olan Andromeda bulutsusunun da yıldızlardan oluşmuş olduğunu ayırt etmesine imkân verdi. Bu durumda, bizimkine benzer bir galaksi söz konusuydu. Kısa süre içinde diğer gözlemler daha uzaklardaki galaksiler için de aym sonuçları verdi. Artık «sarmal bulutsuların tümünün birer galaksi olduğundan ve görünür Evren’in boyutlarının o zamana kadar tahmin edileni çok çok aştığından kuşku kalmamıştı.

Hubble, 1929’da adını taşıyan yasayı açıklamak için yeterli sayıda sonuca sahipti: bir galaksi ne kadar uzaksa, tayfı o kadar fazla kırmızıya doğru kayar. Hubble’ın bu kayma yorumu yine Doppler-Fizeau etkisine dayanıyordu; galaksiler bizden, ne kadar kadar uzaktalarsa, o kadar hızlı bir şekilde uzaklaşırlar ve bu da Evren’in genişlediğine işaret eder. Günümüzdeki evren bilim kuramlarının, özellikle de Big-Bang (büyük patlama) kuramının temelinde, giderek daha uzaklardaki galaksilere ilişkin ölçümlerle büyük ölçüde doğrulanmış olan bu gözlem ve bunun, Evren’in genişlemesi açısından yorumlanması yatmaktadır.

Sponsorlu bağlantılar
Sponsorlu bağlantılar

Kategori : Kültür - Etiketler : - Tarih : 05 Kasım 2013

Yorum Yaz
İsim :
Yorum :
Genel
wordpress stat